genç adam, kötü geçen bir günün ardından, uzandığı yatağında rüyalar alemine geçiş yapar. rüyasında gördüğü şeyler hoşuna gitmiş olacak ki kahkahalarla güler, öyle ki annesi uyanır, yanına gelir ve ona seslenir. ancak genç aldırış etmez, rüyasını doya doya yaşamak ister. tabi uyandığında bu doyumu rüyasında bırakacağını ve yanında silik bir anıdan fazlasını getiremeyeceğini de bilir. bir karar vermek zorundadır. annesinin elini son bir kez tutar, dudaklarına değdirir ve rüyalar aleminde kalmayı seçer. o artık bir rüyadır ve kırık kalpli insanların düşlerinde görünmek zorundadır. annesi gözü yaşlı sitem etmektedir: canımdan daha kıymetli bildim seni, nasıl bir rüyanın tatlı yalanı uğruna terkettin beni…( HÜZÜN DÖNENCESİ )
Uncategorized
Temmuz 11, 2007
Bir Dertli Kulum, Derman Arayan!..
Genç sûfiler tekkede bir araya gelmiş, herkes şeyhinin kendisine ilk nasihatini anlatıyordu. Sıra bana gelince, şeyhim Bayezid-i Bestami ile karşılaştığım ilk günün hatırasını yâd ettim..
Şeyhimin önünde diz kırmış, ”Bir dertli kulum,derman arayan”demiş idim.
Şeyhim Bestami:
“Bir dertli kul idim derman arayan…” diye söze başladı ve şunları ekledi:
Kalbime bir süvari gibi indim.
Bütün ellerimle Hakk’ın kapısını çaldım, belâ eliyle çalmadıkça bu kapı açılmadı.
Bütün dillerle izin istedim, hüzün diliyle istemedikçe izin verilmedi.
Bütün ayaklarla O’na giden yolda yürüdüm. Yokluk ayağıyla yürümedikçe dergâhına varamadım…
Denildi ki, ”Ey Bayezid ! Nefsinden boş ol. Hiç ol da gel. ”Yıllarca gayret ettim. Ve bir gün sükût edince baktım ve gördüm ki derdim, dermanım imiş
Şimdi sen başlangıç istiyorsan kalp süvarisi, beden piyadesi ol da yola çık!
Kalp Süvarileri-Münire Daniş
Temmuz 9, 2007
Aşk, gülü dikeniyle avuçlamak; ama elleri kanatan dikenin hesabını gülden sormamaktır.
Efsane:
Gülü yaprağıyla beraber taşımak gerekirmiş. Yapraksız gül taşımak sevgiliden ayrılmağa delâlet edermiş.
Hikmet:
Allah’ın gülü dikenli yarattığından şikâyet etmek nadanlık; dikenler arasında gül yarattığına şükretmekse teslimiyettir.
İnşâd (Hayyam’ın sesinden):
Gül dedi ki,
-Benim yüzüm kadar güzel bir başka yüz olmadığı hâlde, gülyağı çıkaranların bana çektirdikleri azap nedendir, bir bilsem!..
Bülbül de cevaben dedi ki:
-Dünyada yalnızca bir gün güldüğü için bir yıl azap çekmeyen kim vardır?
Biz olsak şöyle derdik:
-Dünyada bir gül kendisine gülümsesin diye bin azap çekmeyen bülbül mü olur?!..
Nutuk:
Gül!.. Şarkın ateş renkli çiçeği!
Mazlûme; bir güle taktığım ad.
Sen her çağda yeniden doğar, her bahçede yeniden açarsın mazlume, yanmak ve yakmak için. Yanışta mısın mazlume ve seni yandırmak için yarışta mı sefiller? Yanmaktan yakmaya an bulunmuyor mu gülüm?.. Sen bana mı benziyorsun mazlume?!. Gel ağlaşalım…
Mazlume!.. De bana, kim çizdi yüreğini derin acılarla?!.. Kim savurdu yapraklarını?!.. Kim düşürdü başından destarını?!..
Hayata tutunduğun narin dalına kim yüklendi bunca hicranı? Ebrulî düşüncelerine kim su koydu, kim dalgalandırdı hasretini?!.. Sineni çâk çâk eyleyen de ne mazlume?!.. Bağrına elifleri çeken kim?!..
Bir bülbül yanmasın mı? Dalına konmasın mı? Aşkına kanmasın mı mazlume, adını anmasın mı? Eleminle kuruyunca can evi, gazele dönmesin mi?!..
İskender Pala
Temmuz 2, 2007
Tutkularının gücü iradesini etkisiz kılan bir adam… Zenginlik onun için gece yatağına uzandığında ve sabah uykusundan uyandığında düşlenebilecek ilk şeydi. O kadar büyülü geliyordu ki ona, uzak diyarlarda onun için yaşamış masalsı bir sevgili hakkındaki lirik fikirler gibiydi sanki. Tüm varlık heyecanı zenginlik üzerinden aşkınlığa kavuşabilirdi. Bu uğurda çok çalışmalıydı, öyle de yaptı. Zengin olmuştu belki fakat, karşılığında, gençliğinin nostaljik sayılabilecek tüm anılarını vermişti. Öyle ki artık geri dönüp baktığında yüzünü güldüren ya da içini burkan herhangi bir an hatırlamıyordu. Bundan pek şikayet etmiyor olmalı ki paralarını önünde toplayıp, bir şükran borcu olarak onlara son arzularını sordu. Onlar da onun ölmesini dilediler. Böylece öldü…( Hüzün Dönencesi )
Haziran 26, 2007
Adam, kendisi için düzenlenen doğumgünü partisine gitmek için arabasına bindi. Koltuğa oturunca anlık, gelip giden duygulardan birine kapılmış olacak ki birden geçmişe kısa bir yolculuk yaptı. Ne kadar da zor günleri olmuştu, sabahı hakkında ne bir ümidi ne bir fikri olduğu gecelere ne de çok yaslanmıştı. Hayatın tortusu ve korkusu geleceğin, öylesine perdelemişti ki aklını, halen yaşamakta olduğu günün bile zihninde yer edinmesine imkan yoktu zaten buna tahammül de edemezdi. Ne ki zaman bir çok şeyi değiştirdi. Artık mutluydu, savaşarak kurtulduğu meşum geçmişinin ondaki tek izi, mağrur bir bakıştı ve o bakışla baktı aynaya, aynada gördüğü şey hoşuna gitmişti. Gülümsedi.. Kontak anahtarını çevirdi ve büyük bir gürültüyle araba havaya uçtu. Ne kutlama ama! Böylesi sadece Tanrının aklına gelirdi… ( Hüzün Dönencesi )
Haziran 18, 2007
